desen plastik sanatların namusudur
• 10/10/2007 - SAYFAMI BİR SÜRELİĞİNE KARRTIYORUM
• 14/9/2007 -
BU YILDA BAŞARDILAR
GÜNER YENER
YÖNETİMİNDE
25 KURSİYERİMİZDEN 22 KİŞİLİK BAŞARI
KOCAELİ ÜNİVERSİTESİ GÜZEL SANATLAR FAKÜLTESİ
SERAMİK BÖLÜMÜ
1. si
BURCU CEZİK
KOCAELİ ÜNİVERSİTESİ GÜZEL SANATLAR FAKÜLTESİ
SERAMİK BÖLÜMÜ
2. si
NEŞE AYDIN
KOCAELİ ÜNİVERSİTESİ GÜZEL SANATLAR FAKÜLTESİ
SERAMİK BÖLÜMÜ
3. sü
HATİCE KUL
AVNİ AKYOL ANADOLU GÜZEL SANATLAR LİSESİ
3. sü
ÖZGÜN EKİN YENER
YEDİTEPE ÜNİVERSİTESİ GÜZEL SANATLAR FAKÜLTESİ
GRAFİK BÖLÜMÜ
3. sü
Burslu DİDEM ÖZSOY
MARMARA ÜNİVERSİTESİ GÜZEL SANATLAR FAKÜLTESİ
RESİM BÖLÜMÜ
6. sı
MERVE ÖS
DOĞUŞ ÜNİVERSİTESİ GÜZEL SANATLAR FAKÜLTESİ
ENDÜSTRİ ÜRÜNLERİ TASARIMI
6. sı
TÜRKER ADANUR
Özgün Ekin YENER
Avni Akyol Güzel Sanatlar Lisesi
Öznur GÜRAL
Kocaeli Üniversitesi
Seramik
Marmara Üniversitesi
Seramik
Özgün GÜNYAR
18 mart Üniversitesi
Seramik (Çanakkale)
MuratSANDIKCIOĞLU
Kocaeli Üniversitesi
Grafik
Ahmet ŞENER
Yeditepe Üniversitesi
Gastronomi
Gizem ÖZEN
Okan üniversitesi
İç Mimarlık
Deniz ERGELEN
Maltepe Üniversitesi
İç Mimarlık
Nülüfer HERDEM
Ticaret Üniversitesi
Moda Tasarım
Ticaret Üniversitesi
İç Mimarlık
Didem ÖZSOY
Marmara Üniversitesi
Grafik ,Seramik
Yeditepe Üniversitesi
Grafik
Müge İPEK
Kocaeli Üniversitesi
Seramik
Marmara Üniversitesi
Seramik
Özgün EMEK
Marmara Üniversitesi
Fotoğraf
Umut CANTÜRK
Marmara Üniversitesi
Grafik
Zeynep GÜLENER
Trakya Üniversitesi
Resim iş öğretmenliği(Edirne)
Burcu CEZİK
Kocaeli Üniversitesi
Grafik
Marmara Üniversitesi
Resim iş öğretmenliği
Azime BİNGÖL
18 mart Üniversitesi
Resim iş öğretmenliği (Çanakkale)
Murat YILDIRIM
Marmara Üniversitesi
Seramik
Neşe AYDIN
Kocaeli Üniversitesi
Seramik
Marmara Üniversitesi
Seramik
Hatice KUL
Kocaeli üniversitesi
Seramik
Marmara Üniversitesi
Grafik ,Seramik
Merve ÖS
Marmara Üniversitesi
Resim ,Heykel
Türker ADANUR
Doğuş Üniversitesi
Endüstri ürünleri tasarımı
Barış SÖNMEZ
Abant İzzet Baysal Üniversitesi
Resim iş öğretmenliği(Bolu)
Seda ŞER
Marmara Üniversitesi
Tekstil ,Geleneksel
SANATÇILAR VE SANAT SEVERLER VAKFI NA
EĞİTİME VERMİŞ OLDUĞU DESTEK
İÇİN TEŞEKKÜRLER
GÜNER YENER
29 OCAK 1964 ARDAHAN DA DOĞMUŞTUR
ÇAĞDAŞ, RESSAM, HEYKELTIRAŞ, FOTOĞRAF SANATÇISI, DEKOR TASARIMCISI YAZAR VE SANAT EĞİTİMCİSİ .SON ON BEŞ YILIN EN ETKİLİ SANAT EĞİTİMCİLERİNDEN BİRİ OLMUŞTUR. GÜNER YENER GÜZEL SANATLAR EĞİTİMİNDE DESENİN ÖNEMİNİ ŞİAR EDİNMİŞTİR.
BİR ÖĞRETMEN OLAN MİHRALİ YENER VE ÇİÇEK YENER İN OĞLUDUR.
İLK ÖĞRETİM YILLARINDA, SANATA OLAN YAKINLIĞI BAŞLAYAN GÜNER YENER 1980 İHTİLALİ ÖNCESİ LİSE YAŞAMINI BIRAKMAK ZORUNDA KALMIŞ VE BİR FOTOĞRAF ATÖLYESİNDE CENGİZ KALUÇ USTASININ YANINDA USTA ÇIRAK İLİŞKİSİYLE FOTOĞRAAF SANATINI GELİŞTİRDİ 1987 YILINDA NERMİN HANIMLA EVLENMİŞ GÖZDE , ÖZGÜN EKİN ADINDA İKİ KIZ ÇOCUĞU OLMUŞ 1990 YILINDA YARIM KALAN LİSE EĞİTİMİNİ DIŞARDAN BİTİRME KARARI ALIR VE AYNI ÖĞRETİM YILINDA LİSE EĞİTİMİNİ TAMAMLAR
1992 YILINA KADAR FOTOĞRAFLA BİRLİKTE CAM ,GRAVÜR ,VE YAYINCILIK DENEMELERİNDE BULUNDU
1992 YILINDA İSTANBUL DA MARMARA ÜNİVERSİTESİ ATATÜRK EĞİTİM FAKÜLTESİ RESİM İŞ ÖĞRETMENLİĞİNE DERECEYLE KABUL EDİLİR.
ÜNİVERSİTENİN İLK YILLARI NEVHİZ TANYELİ’DEN DESEN EĞİTİMİ ,BERİKA İPEKBAYRAKTAN HEYKEL RAMİZ AYDIN DAN İSE RESİM DERSLERİ ALAN GÜNER YENER BURADAKİ EĞİTİM BİÇİMSELLİĞİNDEN SIKILARAK EĞİTİM KONUSUNDA KENDİ ARAŞTIRMA VE ÇALIŞMALARINA BAŞLAR
GELİŞTİRDİĞİ TEKNİKLERİ PRATİĞE DÖKMEK AMACIYLA İSTANBUL DA KADİKÖY İLÇESİNİN MODA SEMTİNDE KENDİ ÇALIŞMA ATÖLYESİNİ KURARAK EĞİTİM ÇALIŞMALARINA BU ATÖLYEDE YÖN VEREN SANATCI AYNI ATÖLYEDE SANAT DİSİPLİNLERİ ARASINDAKİ İLİŞKİ KONUSUNDA ARAŞTIRMALARINADA YÖN VERDİ
2001 YILINDA YARIM KALAN EĞİTİMİNİ SONLANDIRMAK AMACIYLA TEKRAR MARMARA ÜNİVESİTESİNDEKİ ÖĞRENCİLİK YAŞAMINA DÖNEN GÜNER YENER AYNI YIL BU OKULDAN RESİM –İŞ ÖĞRETMENİ OLARAK MEZUN OLDU.
BİR YANDAN ÇALIŞTI ,BİR YANDAN ÖĞRETMEYE DEVAM ETTİ.
ÇALIŞMALARINA BİLGİSAYAR DESTEKLİ YENİ AÇILIMLAR DA GETİREN SANATCI KAVRAMSAL VE DİJİTAL SANAT DİSİPLİNLERİNDE ÇALIMALAR YAPTI.
BU SÜRE ZARFINDA ARKADAŞLARININ ISRARI ÜZERİNE ÇEŞİTLİ KARMA SERGİLEREDE KATILMA FIRSATI BULAN SANATCININ EĞİTİM ALANINDAKİ BAŞARISI ESERLERİNİN ÖNÜNE GEÇMİŞTİ.
1993 TE BAŞLAYAN EĞİTİM KONUSUNDAKİ ÇALIŞMALA SERÜVENİ SANATCIYI KAMÇILAYIP BAŞARI HIRSINI DAHADA ARTIRDIĞINDAN MİSYONUNU HER ZAMAN KORUMAYI BAŞARDI VE HALEN İSTANBUL MALTEPEDE KENDİ ATÖLYESİNDE DESEN AĞIRLIKLI EĞİTİM ÇALIŞMALARIYLA SANAT SEVER GENÇLERE SANAT EĞİTİMİ VEREREK OLDUKCA SIRADAN BİR YAŞAM SÜRMEKTEDİR. |
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 13/7/2007 - HAYDİ SINAVAAAAAAAAAAAAA
SASAV
Atölyemizin
hazırlık kursu öğrencilerinin
yılsonu desen sergisi
10,08,2007
tarihinde açılmıştır
10.08.2007 - 31.08.2007
sergi salonu adresi
yalı mahallesi küçükyalı caddesi no: 19 (maltepe anadolu meslek lisesi arkası) maltepe- istanbul
NOT : sergideki desenlerin görselleri en kısa zamanda bloğumuzda yayınlanacaktır
yetenek sınavları başlıyor,
sınavlara girecek tüm gençlere
başarılar diliyorum.
güner YENER
GÜZEL SANATLAR FAKÜLTESİNE GİRECEK OLAN ARKADAŞLARIN FAYDALANABİLMESİ AMACIYLA DÜZENLENMİŞTİR
LİNKLERE GİRİP SINAV TARİHLERİNİ ÖĞRENEBİLİRSİNİZ
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 5/7/2007 - PORTRELER
• 16/6/2007 - sanat bloklarından en çok tıklanan
• 19/2/2007 - DEV HEYKELLER
AŞAĞIDAKİ FOTOĞRAFLARINI GÖRDÜĞÜNÜZ HEYKELLERİ YAPAN SANATCININ BU HEYKELLERİ YAPARKAEN GÖSTERMİŞ OLDUĞU PERFORMANSI ,SANATCININ KENDİ ATÖLYESİNDE ÇEKİLMİŞ OLAN VİDEO ÇEKİMİ İZLEMEK İSTERSENİZ LİNK İ VERİYORUM
http://blip.tv/file/94203
|
Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 17/2/2007 - NEVHİZ TANYELİ ( BİYOGRAFİ )
NEVHIZ TANYELI
(Edirne, 1941)
1965’te İDGSA Yüksek Resim Bölümünü bitirdi. Akademide Neşet Günal, Cemal Tollu, ve Bedri Rahmi Eyüboğlu atölyelerinde çalıştı. 1971-1975 yılları arasında, öğretim üyesi yetiştirmeyi amaçlayan 1416 sayılı yasa uyarınca, Paris’te uzmanlık öğrenimi gördü. ENSBA’da, G.Singier’nin yanında çalıştı. Prof.A. Haddad’ın yanında litografi öğrendi. Prof. Gireux’nün atölyesinde vitray çalışmaları yaptı. Resim konusundaki incelemelerini Fransa, İngiltere ve İspanya’daki müze ve sanat galerilerinde sürdürdü. F.Goya üzerine bir araştırma yaptı. Yurda dönüşünde, 1976-1978 yıllarında, Milli Eğitim Bakanlığınca Talim ve Terbiye Dairesi Başkanlığında görevlendirildi. 1978’de İstanbul Atatürk Eğitim Enstitüsü, Resim-İş Eğitimi Bölümünde resim öğretmenliğine atandı. Bu kurumun, sonradan Marmara Üniversitesine bağlanarak Atatürk Eğitim Fakültesine dönüşmesi üzerine, Resim Anasanat Dalında öğretim görevlisi olarak çalıştı. 1983’te MÜGSF’ye, bir yıl sonra da tekrar Atatürk Eğitim Fakültesine atandı. 1989’da doçent, 1997’de profesör oldu.
İlk kişisel sergisini 1964’te, İstanbul’da (Yelken Kulübü Sanat Galerisi) açtı. Sonraki yıllarda bu sergilerini, gene İstanbul’da sürdürdü. Yurtdışı sergisini 1996’da, Paris’te (F.Leger Galerisi) düzenledi. Yurt içinde ve dışında karma sergilere katıldı.
Yaşamın özündeki insan, resimlerinin dünden bugüne değişmeyen ana konusudur. Tedirgin etmek, düşündürmek, sorular sormak, yaşamın çok boyutluluğunu yansıtmak, onun resimlerini biçimlendiren temel öğelerdir. İçsel duyumlar, sanatsal bildirime aracılık yapar, bu bildirimin somutlaşmasına katkıda bulunur. Anlatımcı bir içerikten kaynaklanan ve evrensel mesajlarla bütünlenen resimleri, insan gerçekliğine göndermede bulunur. |
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 17/2/2007 - ANADOLU'DA HAYVAN FİGÜRLÜ YAYGILAR
ANADOLU'DA HAYVAN FİGÜRLÜ YAYGILAR Gündegül PARLAR |
Anadolu Türk Halı Sanatının geçmişi çok eskilere dayanmaktadır. İlk halı buluntusu, Altay Dağları’nda, Pazırık Kurganı’ndan çıkarılan ünlü Pazırık Halısı’dır. Tarih olarak M.Ö. V.-lll. Yüzyıllara tarihlenen hayvan figürlü bu halı,Türkler’in Dünyaya bir armağanıdır.(Örnek 1) Anadolu halı sanatında hayvan figürlü halılar ayrı bir yer tutmaktadır. Anadolu Selçuklu Halılarında da hayvan figürleri görülmektedir. Meşhur hayvanlı bu halılar, Tibet’te bulunmaları dolayısıyla, Tibet Halıları adı ile tanınmışlardır. Adı geçen ve Sayın Oktay Aslanapa tarafından tanıtılan hayvanlı dört halı, yünün cinsi, tekniği ve renk bakımından Anadolu Halıları ile aynı özellikleri gösterdiğinden, Anadolu’dan sipariş üzerine yapıldığı tahmin edilmektedir. Yurt dışındaki müzelerde bulunan bu halılar (Örnek 2) bugün bulundukları yerlerin ismi ile bilinmekte olup, Cagan Halısı, Kırch Heim Koleksiyonu Halısı, Bruşettine Kolleksiyonu Halısı, Eskenazi/ Orıent Stars Halısı ve Çehre Halısı diye adlandırılmaktadır.
Anadolu Selçuklu hayvan figürlü halılarından sonra, Beylikler Dönemi Halıları diye adlandırılan, bir grup figürlü halılar vardır. X1V-XV.yüzyılda dokunan bu halıları Türk Halı Sanatı Tarihinde önemli bir yer tutmaktadır. Bu halılar, Avrupalı ressamların tablolarında fon olarak kullanıldığından dolayı tanınmıştır.
Hayvan figürlü bu halılar dört grupta incelenir. Birinci grupta hayvan figürleri, sınırları kesin çizilmeyen kareler içinde simetrik olarak verilmiştir. İkinci grupta, halı zemini küçük karelere ayrılmış, karelerin içinde tek başına duran hayvanlar sırt sırta bazen de karşılıklı olarak işlenmiştir. Bazı örneklerde ise hayvan çift başlıdır. Üçüncü grupta halı zemini iki kareye ayrılmıştır. Karelerden herbiri sekizgenlerle doldurulmuştur. Bunların içlerinde hayat ağacı etrafında yerleştirilmiş ejderler, tavus kuşları veya mücadele eden hayvan figürleri bulunmaktadır. Ming Halısı diye adlandırılan halı, bu tipin en ünlü örneğidir.
|

|

|
|
Örnek 1 |
Örnek 2 |
Örnek verilen Ming Halısı İslam Eserleri Müzesinde olup, birbirleriyle mücadele eden ejder ve zümrüt-ü anka kuşuyla süslüdür. Renginin sarı olmasından dolayı Ming sülalesiyle özdeşleştirilerek bu isimle anılması gelenek olmuştur. Dördüncü grupta ise kareler kaybolmuş, halı zemininde küçük madalyonlar içinde hayvan figürleri serpiştirilmiştir.
Hayvan figürlü halıların en güzel örnekleri, Uşak Halılarında izlenmektedir. XVI. - XVII.yüzyıllarda Manisa, şehzadelerin yetiştirildiği bir merkez olduğu için, diğer şehirlere nazaran daha fazla ilgi görmüş, yakınında bulunan Uşak’ta da halı dokuma çok iyi değerlendirilmiştir. Uşak halılarında, Ejderli bir gruptan başka, Beyaz Zeminli ve Post Zeminli Uşak Halıları diye adlandırılan başka bir grup ta mevcut olup, halılarda kedi izi motifi ve kuş motifi de bulunmaktadır. Kuşlu Halı diye isimlendirilen bu halılarda iri çiçek motiflerinin uçları kuş şeklinde yapraklarla birbirine bağlanmıştır. Anadolu Halılarında kartal figürü en başta gelmektedir. Bugün çoğu İstanbul Vakıflar Müzesinde bulunan bu hayvanlı halılarda, ejder, kaplumbağa, akrep, kertenkele gibi hayvanlar bulunmaktadır.
İlk Türk halısı olan Pazırık Halısı ile isimlerini verdiğimiz Anadolu halılarındaki hayvan figürleri, Türk Mitolojisi ile doğrudan ilgilidir. Pazırık Halısı’ndaki birbirleriyle mücadele eden hayvan figürleri, Büyük Selçuklu ve bilhassa Anadolu Selçuklu Sanatında, taş, alçı, seramik, ve çini örneklerinde gördüğümüz figürlerle benzerdir. Kubadabad Sarayı’nda, Denizli Ak Han’da, Aksaray-Konya Sultan Han’da da görüldüğü gibi, hayvan mücadele sahneleri veya tek sıra hayvanlar tasarımı gene halıdaki örnekler paralel olarak aynı yorumlarla yapılmıştır.
Halılarda görülen bir diğer hayvan motifi de ejderlerdir. Bu halılardan, XVIII. yüzyıla tarihlenen, bugün Vakıflar Müzesi’nde bulunan (Örnek 3) Divriği Ulu Camii’nden getirilmiş olan ejderli halı bunlardan biridir. Hayat ağacı etrafında ejder ile birlikte, küçük kertenkele motifleri de yer almaktadır. 543-250 cm ebadındaki bu halıda, sırt sırta vermiş sekiz adet ejder, kuş başları, 8 simurg, 8 kertenkele,12 tavus kuşu başı bulunmaktadır.
Bir diğer ejderli örnek ise, gene Vakıflar Müzesi’nde bulunan, 293-200 cm. ebadındaki, halının kenar bordürlerinde 28 adet ejder motifinin yer aldığı halıdır. (Örnek 4) Halıda, ayetlik içerisinde yatık bir şekilde (S) şeklinde işlenen ejder motifleri çift başlı olarak verilmiştir.( Örnek 5) XVl-XVll. Yüzyıl Gördes Halılarında, ayetlik içinde figürler yer almaktadır.
Ejder motifi Osmanlılar Dönemi’nde, XV-XVl. yy. Uşak, Gördes halılarının başka, aynı geleneği sürdüren Bergama yöresi halılarında da stilize edilerek kullanılmıştır. XVll. yy. dan itibaren de Gördes, Kula, Kırşehir gibi halı merkezlerinde değişik ejder motifleri bulunan halılar dokunmaya devam edilmiştir. Umumiyetle ejder motifi halının dar kenarları üzerinde, ayetlik veya sandık denilen dikdörtgen çevreler içinde yatık ( S ) şeklinde ve iki yana doğru ilerler bir biçimde dokunmuştur.
Anadolu’da halk arasında ejder ve yılan, ejderha gibi motifler aynı anlamları ifade etmekte, Batı Anadolu’da Milas yörelerinde, Orta Anadolu’da da Kilimler üzerinde görülmektedir. Günümüzde de Anadolu’da düz dokuma yaygılarında “yılan” veya “eğri” diye tabir edilen çengel şeklinde süslemeler mevcuttur.
Zili dokumalarında, özellikle Batı Anadolu Bölgesi’nde “ dolaşık, yılan, yılan dolandı, evren, dolaşan evren,” diye isimlendirilen desenler, ejder ve yılanı ifade etmektedir. Bunlar arasında“evren “ismi” ilginçtir. Zira, Orta Asya'da kullanılan “ evren “ motifinin, Anadolu’ya kadar geldiğini ve aynı anlamı ifade ederek kullanıldığını göstermektedir.
Ejderler halıda “ çin bulutu “ ismiyle de XVl. Yüzyıldan günümüze kadar belirgin bir biçimde, özellikle de saray halılarında çiçek motifleri arasında görülmektedir. “Ejder” veya “yılan” halı ve kilimin dışında, cicim, zili gibi düz dokumalarda da, çift biçimde veya yan yana durur şekilde verilmektedir. Malatya, Zara (Sivas) yörelerinde XVlll-XlX.yy. dokumalarda ejder figürü görüldüğü gibi, ayrıca XIX.yy., Ayvacık (Çanakkale) halılarının kenar bordürlerinde de stilize edilmiş ejder figürleri bulunmaktadır..
Yaygılarda bolca kullanılan ejder Türk Sanatı’na Çin’den geçmiş, Orta Asya kökenli bir motiftir. Eski Türkçe metinlerde, ”kök-luu, büke, evren, nek, abırga “gibi ismlerle bilinmektedir. Araplar, Osmanlı çağına kadar “nihang “ daha sonraları “tannin,” Moğollar, “moghur,” İranlılar “ ejderha” demişlerdir. Kaynaklarda Orta Asya’da doğuda yaşayan Türklerde “büke, evren, nek” su kaynaklarını ve bulutları temsil etmekte olup, astroloji ile ilgilidir. Çin ve Uygur kozmolojisinde dört yön hayvan simgesiyle gösterilmektedir. Türk Budist metinlerinde “kök-luu” gök gürültülü ve yağmur sembolü olup, hükümdar ile özdeşleştirilmiştir. Ejder Orta Asya’da gece ile gündüzün meydana gelmesini temin eden, dünyanın dönmesini sağlayan, iyilik, kötülük, kahramanlık sembolüdür. Orta Asya inanışında ejder çift olarak veya çift başlı sembollerle kozmik bir tılsımdır ve Gök kubbenin en altındaki Çığrı ( çark) sını (felek) bir çift semavi ejder çevirmektedir. Gücü, gök gürültüsü ve yağmuru sembolize etmektedir.
Sümer efsanelerinde, Gilgamış Destan’ında, Yunanda Asklepıos’da çift başlı yılan şifa dağıtıcısıdır. Hz.Musa’nın bastonu ejder şeklini alarak Allahın mucizesini insanlara göstermiştir. Göktürk Kağanı Kültigin’in M.S.732 de diktirdiği Orhon Anıtları’nda, Uygur Bilge Kağan Anıtı’nda ejder bekçilik yapmaktadır. İlhanlı bayrağının sembolü olan ejder, Anadolu Selçukluları’nda hemen hemen her materyalde kullanılmıştır. Kayseri- Sivas Tuzhisarı Sultan Han’ın Köşk Mescidi üzerinde yer alan çift başlı ejder, Konya Kalesi’nden gelen ve bugün İnce Minareli Medrese’de bulunan çift başlı ejder kabartması, Erzurum Çifte Minareli Medrese portalinde hayat ağacı ile birlikte çift başlı ejder, Cizre Ulu Cami’nin ejder başlı kapı tokmağı, ejder çörtenler, Artuklu paralarında görülen ejder motifler, evrenseldir. Çin’den Meksika’ya, Afrika’dan Orta Asya’ya kadar her bölgenin kültündeki inanç ve düşüncelerle kullanılmış, sanat ve kültürün bir parçası olan halı ve diğer yaygılarda da bu gelenek devam etmiştir.
|
|
DİPNOTLAR |
|
Emel, ESİN, İslamiyetten Önceki Türk Kültür Tarihi ve İslama Giriş,Edebiyat Fakültesi Matbası,İstanbul,1978, 49-53
KAYNAKÇA
ACAR, Belkis, Kilim ve Düz Dokuma Yyagılar, Akbank Yayınları, İstanbul,1975, ASLANAPA, Oktay,Türk Halı Sanatında Yeni Keşifler, Arış, Sayı 2, Atatürk Kültür Merkezi Yayını,1997,
BAYRAM, Sadi, Vakıflar Genel Müdürlüğü Halı Müzesinde Bulunan Hayvan Figürlü Halılarda Ejder- Kaplımbağa- Akrep- Kertenkele Figürü, Türk Soylu Halklarının Halı Kilim ve Cicim Sanatı Uluslararsı Bilgi Şöleni Bildirileri, Atatürk Kültür Merkezi Yayını, Ankara,1996,
DENİZ, Bekir, Türk Dünyasında Halı ve Düz Dokuma Yaygılar, Atatürk Kültür Merkezi Yayını, Ankara, 2000,
DENİZ, Bekir, Anadolu –Türk Dokumalarında Ejder Motifi, Türk Soylu Halklarının Halı Kilim ve Cicim Sanatı Uluslararsı Bilgi Şöleni Bildirileri, Atatürk Kültür Merkezi Yayını, Ankara,1996,
DURUL, Yusuf, Anadolu Kilimlerinden Örnekler, Akbank Yayınları, İstanbul, 1985
DURUL, Yusuf, Yörük Kilimleri, Akbank Yyaınları, İstanbul, 1985
ESİN, Emel, İslamiyetten Önceki Türk Kültür Tarihi ve İslama Giriş,Edebiyat Fakültesi Matbası,İstanbul,1978,
KIRZIOĞLU, Neriman Görgünay, Eşme Kilimleri, Atatürk Kültür Merkezi, Ankara, 1994
ÖNEY, Gönül, Anadolu Selçuklu Mimarisinde Süsleme ve El Sanatları, Türkiye İş Bankası, Ankara, 1978
ÖNEY, Gönül, Anadolu- Türk Halısının Serüveni,Arış, Sayı 2, Atatürk Kültür Merkezi Yayını,1997,
TÜRKMEN, Nalan, Orta Asya Türkmen Halıları ile Tarihi Anadolu-Türk Halılarının Ortak Özellikleri, Atatürk Kültür Merkezi, Ankara, 2001 | ALINTIDIR |
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 17/2/2007 - ZİHİNSEL ENGELLİLER VE SANAT EĞİTİMİ
ZİHİNSEL ENGELLİLER VE SANAT EĞİTİMİ
|
Doğumuyla birlikte hayata gözlerini açan çocuk, okulöncesi eğitimle başlayan sistemin içinde kendisini bekleyen programa dahil olacaktır. Bu sistem, çocuğun akademik, sosyal, iletişimsel, bedensel, zihinsel, ruhsal ve grafiksel gelişimine olumlu yönde katkılar sağlamak amacıyla oluşturulur. Anayasanın fırsat eşitliği ilkesinden yola çıkarak, her bireyin, özelliği ne olursa olsun, eğitim olanaklarından eşit oranda yararlanması esas kabul edilir. Ancak, fırsatlar eşit tutulsa bile, bazı bireylerin var olan ortama kendiliğinden adapte olması mümkün değildir. Bu durumda, eğitimcilerin bireye özel bir düzen içinde yer almaları gerekir.
Bireyi diğerlerinden ayıran pek çok özellik bulunur. Bu özelliklerin olumlu ya da olumsuz olma ihtimali de vardır. Bireyin kendine özgü ruhsal, bedensel, zihinsel bir özelliğe sahip olması, eğitim sistemi içerisinde ihtiyaca yönelik farklı bir programın gerekliliğini de beraberinde getirir. Tüm bu farklılıkları ve eksileri artıya dönüştürme yollarını bilen özel eğitimciye, eğitim ortamlarına ve materyale ihtiyaç vardır.
İnsan bedenî duyulara dayalı bir algı sistemi ile donatılmıştır. Sistemde meydana gelen bir hasar durumunda hasarlı olmayan organlar hasar gören organı kompanse etmeye çalışırlar. Çoğu zaman da başarırlar. Ancak zihinde meydana gelen bir hasar ya da bireyin kendisi ile beraber doğuştan getirdiği bazı farklı özelliklerin, olumsuzluklarını diğer organların kendiliğinden kapatması / tamamlaması / takviye etmesi mümkün değildir.
Eğitim programlarının yapılanmasında pek çok alan yer almaktadır. Zihinsel engelli olarak adlandırılan özel eğitim gerektiren bireyler için hazırlanan programlarda ise:
· Akademik beceriler,
· Sosyal yaşam becerileri,
· Motor beceriler,
· İletişim becerileri,
· Oyun ve sanat etkinliklerini de kapsayan alanlar yer almaktadır (Otistik Çocuklar Eğitim Programı: 2000).
"Zeka öğrenmemizi ve akılda tutmamızı sağlayan, bizi ötekilerden farklı kılan beyne ait bir potansiyeldir. Zeka problem çözmeye yarayan bir yetenektir. Yeni durumlara uyum sağlamamızı kolaylaştıran bir etkendir. Zeka, testler sonunda ölçülen bir şeydir. bu ve bunun gibi pek çok tanımı içinde barındırır." (A. Kulaksızoğlu: 2003, s.23-24).
J. Piaget, bireyin zihinsel gelişiminde belli başlı dört zeka aşaması tespit etmiştir. Bireyin bu zeka aşamalarını sırayla ve istenilen sürede, olması gerektiği gibi aşması beklenir (J. Piaget: 1988). Bu aşamalardaki gecikme ve aksamalar bireyin eğitimini de olumsuz yönde etkileyecektir. Kalıcı ve telafi edilemeyen aksamalarda eğitim programlarının bu yönde düzenlenmesi gerekir.
Tüm eğitim programları içerisinde sanat eğitimi çok özel bir konuma sahiptir. "Sanat eğitimi bir organizasyon yöntemidir. Görsel algılamaya dayalı bir takım teoriler önderliğinde öğrenciyi madde ile yani, malzeme ile düşünce arasında çeşitli bağlantılar kurmaya, buluşlar yapmaya alıştıran bir metottur. Bu metot, böylece öğrencinin elinde gelecekte de bilinçli olarak kullanacağı bir araç olacak ve kişisel bir nitelik kazanacaktır." (N. Gökaydın: 2002, s.19).
Zihinsel engelin derecesine göre görsel algılamada problem oluşacağından maddeyi tanıma, malzemenin nasıl kullanılacağı ve sonuçta neler oluşturulabileceğini tahmin konusunda yardıma ihtiyaç duyulacaktır. Özelikle otistik spektrum bozukluğu tanısı almış olan bireylerin algı ve iletişim ile ilgili sorunları düşünüldüğünde hammadde / malzeme ve sonuçtaki ürün arasındaki ilişkinin oldukça ayrıntılı basamaklandırılıp, sıra, sabır, kararlılık neticesinde ve bir program dahilinde öğretiminin yapılması gerekmektedir (G.B. Akkaya: 2004).
"Yaratıcılığı hedef alan sanat eğitimi asla taklitçilik değildir. Aksine; sezmenin düşünmenin, araştırmanın, denemenin, çözümlemenin ve sonuçlandırmanın ortak çabasıdır" (N. Gökaydın: 2002, s.21).
Özel eğitimde öğretim yöntemlerinden biri de model olma ve taklittir. Özel eğitimde bahsi geçen: taklit bir eserin tekniğiyle, üslûbuyla aynen taklit edilmesi değil, uygulama esnasında becerinin paralel uygulama sayesinde öğretimidir. Öğretim aşamasından sora çoklu denemelerle yapılan alıştırmalar sonucunda aslına benzer yada doğruya yakın uygulamaya özgün bir başarıdır.
Normal olarak adlandırılan süreçte gelişimini istenen noktalarda tamamlayan bireylerde tekniklerin, estetik bakış, ve eleştirel yaklaşımların öğrenilmesinden sonra üretim ya da yaratım aşamasına gelindiği kanaatine varılır. Kişi bu beklentiler doğrultusunda değerlendirilir. Oysa özel eğitime gereksinim duyan bireylerde tekniğin öğrenilmesi esastır. Teknikte ustalaşan, kavram-kelime dağarcılığı gelişen, kendini ve çevresini tanımaya başlayan birey için resim yoluyla bu yaşantı ve kazanımların dışa vurulması ve de bu dönütlerle değerlendirilmesi pek adil değildir.
Zihinsel gelişimdeki aksaklık ya da eksiklikler beraberinde duyu, motor becerilerinde getirmektedir. Bu durumdaki bir birey için hazırlanacak olan ders içeriğinde:
· Bireyin öncelikli ihtiyaçları,
· Bireyin motor gelişimi (küçük-büyük kas gelişim),
· İlgi ve isteği,
· Zihinsel yetileri,
· Yaş gibi kişisel özellikleri,
· Öğretilecek bilgi veya becerinin işlevselliği,
· Eğitim öğretim ortamı gibi pek çok ayrıntı yer almalıdır.
Plastik sanatlar kapsamında yer almış olan çizgi çalışmaları, doku çalışmaları, suluboya çalışmaları, guaj boya çalışmaları, yağlı boya çalışmaları, kolajlar, kağıt katlama, kesme yapıştırma gibi tek boyutlu ve masabaşı çalışmaları yanında basit seramik çalışmaları (kalıp alma, sucuk, plaka yöntemi), üç boyutlu hammadde boyama vs... gibi pek çok etkinlik planlanabilir.
Yüzyıllardır tüm medeniyetlerin vitrinlerinin sanat eserlerinden oluştuğunu biliyoruz. Günümüzde her devletin bir sanat ve eğitim politikası olması gerekmektedir. Her alanda olduğu gibi sanat alanında da toplumsal bilincin oluşturulmasında eğitim faktörü yadsınamaz.
Sanat eğitiminin amaçları arasında; sanata sempati duyulması, sanatçıların desteklenmesi, sanat eserinin korunması, sanat kültürünün oluşması sayılabilir. Özel eğitimde sanat eğitiminin amaçları arasında belki de en önemlisi çocuğun gelişimine her anlamda katkıda bulunmaktır. Bireyin motor becerilerine olumlu yönde katkıda bulunmak, el-göz koordinasyonu artırmak, iletişim kanallarını açık tutmak, kavram eğitimine destek vermek, becerilerini artırmak bu katkılar arasında sayılabilir. Sanat eğitimi ve uygulamalarda tüm bireyler için sıralayabileceğimiz ortak paydalar haz almak, beğenilme isteği ve mutlu olmak olarak da sıralanabilir.
Özel eğitim kurumlarında alanında eğitim almış eğitimciler, çok çeşitli ancak sınırlı olmayan malzemeler, uygun olarak düzenlenmiş ortam ve yeterli sürede verilen bu eğitimin birey için planlanan ana programın temel taşlarından olduğu üzerinde önemle durulmalıdır. |
|
KAYNAKÇA |
AKKAYA, Gülcan Başar: "Otistik Çocukların Eğitim ve Öğretimleri Esnasında Sanatsal Faaliyetlerinin Çağdaş Müzecilik Uygulamaları Yoluyla Sürdürülmesi, T.C. Genel Kurmay Başkanlığı, Askerî Müze Kültür Sitesi Komutanlığı", 7. Müzecilik Semineri Bildirisi, 24-26 Kasım 2004, s.180-185.
ANONİM: Otistik Çocuklar Eğitim Programı, T.C. M.E.B. Özel Eğitim Rehberlik ve Danışma Hiz. Gen. Müd., Ankara, 2000.
GÖKAYDIN, Nevhide: Temel Sanat Eğitimi, M.E.B. Yayınları: 3669, Bilim ve Kültür Eserleri Serisi: 1286, Ankara, 2002.
KULAKSIZOĞLU, Adnan: "Çocuk Psikolojisi ve Gelişimi", Farklı Gelişen Çocuklar, Epsilon Yay., İstanbul, 2003, s.9-56.
PIAGET, Jean: Çocukta Dünya Tasarımı, Çeviren: Refia Şermin, M.Ü. Yayınları, No: 461, İstanbul, 1988. | ALINTIDIR |
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|